Yol kenarlarında ve dağ eteklerinde sıkça karşılaşılan, "şifalı" ve "buz gibi" olarak nitelendirilen doğal kaynak suları, aslında göründüğü kadar masum olmayabilir. Genetik Mühendisi Dilara Sarı'nın sosyal medyada paylaştığı çarpıcı deney, bu konuda büyük bir tartışma başlattı.
Sarı, yol kenarındaki bir pınardan aldığı su numunesini mikroskop altına yatırdı. Gözle bakıldığında cam gibi berrak görünen suyun içinden çıkan manzara, izleyenleri şok etti. Su damlasının içinde çok bacaklı, son derece aktif hareket eden mikro bir canlı net bir şekilde görüntülendi.
Yapılan incelemede bu canlının, tatlı su ekosistemlerinde sıkça rastlanan kopepod veya amfipod ailesine ait bir tatlı su kabuklusu olduğu belirlendi. Uzmanlar, suyun içinde bu tarz canlıların bulunmasının, kaynağın durağan olmadığını ve aktif bir biyolojik ekosisteme sahip olduğunu kanıtladığını ifade ediyor.
Bununla birlikte, biyolojik olarak aktif bir ekosistemin varlığının o suyun doğrudan insan tüketimine uygun olduğu anlamına gelmediği vurgulanıyor. Gözle ne kadar berrak ve temiz görünürse görünsün; arıtılmamış, kaynatılmamış veya laboratuvar testinden geçmemiş suları doğrudan içmek ciddi sağlık riskleri taşıyor.
Uzmanlar, bu mikro boyuttaki canlıların ve gözle görülmeyen patojenlerin tifo, kolera, dizanteri gibi ölümcül olabilen ciddi bakteriyel enfeksiyonlara ve paraziter rahatsızlıklara davetiye çıkarabileceği konusunda uyarıyor.



