Afrika'daki İspanyol toprakları: 70 bin göçmenin akın ettiği Ceuta'nın tarihi serüveni
Temmuz ayında Fas'tan İspanya'ya ait Ceuta topraklarına 24 saatte 70 binden fazla düzensiz göçmen giriş yaptı. Yaşanan kriz, Afrika anakarasındaki tek AB toprağı olan Ceuta ve Melilla'nın İspanya'nın elinde nasıl kaldığı sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Temmuz ayının son günlerinde dünya, Afrika'nın kuzey ucunda patlak veren büyük bir göç krizine sahne oldu. Yetkililerin verdiği bilgilere göre, Fas'tan deniz ve kara yoluyla İspanya-Fas sınırını aşan 70 binden fazla düzensiz göçmen, Kuzey Afrika'daki İspanyol toprağı Ceuta'ya giriş yaptı. Durumun kontrolden çıkması üzerine İspanya hükümeti, bölgede güvenliğin sağlanması amacıyla silahlı kuvvetleri Ceuta'ya konuşlandırma kararı aldı.
İspanya ordusunun bölgeye intikalinin ve iki ülkenin sınır hattında önlemlerini artırmasının ardından kriz büyük oranda kontrol altına alındı. Yetkililerin açıklamasına göre 30 Temmuz'dan bu yana yaklaşık 73 bin 500 düzensiz göçmen Fas'a geri gönderildi. Olaylar sırasında boğulma ve izdiham gibi nedenlerle en az 88 kişi hayatını kaybetti.
İspanya'nın Afrika'daki varlığının kökeni
Yaşanan bu dramatik olayların ardından birçok kişi, İspanya'nın Afrika kıtasında toprak sahibi olmasının arkasındaki tarihi süreci merak etmeye başladı. Rabat ve Madrid arasında uzun yıllardır çeşitli gerilimlere konu olan Ceuta ve Melilla şehirlerinin yanı sıra Fas kıyıları açıklarındaki Chafarinas, Alhucemas ve Peñón de Vélez de la Gomera adaları da iki ülke arasındaki tartışmalı bölgeler arasında yer alıyor.
İspanya'nın bu bölgelerdeki egemenlik iddiası Fas tarafından hiçbir zaman tanınmadı. Rabat yönetimi, 1956'da Fransa'dan bağımsızlığını kazandığından beri bu toprakların iadesini talep ediyor.
İmparatorluk döneminin son kalıntıları
Ceuta'nın İspanya'ya dahil olma süreci oldukça eski bir döneme uzanıyor. 1415'te Portekiz egemenliğine giren Ceuta, 1580 yılında Portekiz'in İspanya tahtına dahil olmasıyla birlikte İspanya kontrolüne geçti. Melilla ise 1497'de İspanya tarafından ele geçirildi ve o tarihten bu yana İspanya'nın ayrılmaz parçaları oldu. Portekiz, 1640'ta bağımsızlığını yeniden kazanmış olsa da Ceuta İspanyol yönetiminde kalmaya devam etti.
İspanya Ulusal Araştırma Konseyi İnsani Bilimler Enstitüsü'nde antropolog olarak görev yapan Yolanda Aixela Cabre, İspanya'nın en geniş sınırlara Güney Amerika'yı sömürgeleştirdiği dönemde ulaştığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Madrid, 1898'de Küba, Kosta Rika gibi çok sayıda ülkeyi kaybedince etkisini Afrika'ya kaydırdı; ancak çoğu Avrupalı sömürgeci güç zaten bu bölgeyi kendi aralarında bölmüştü ve İspanya'nın ele geçireceği büyük alanlar kalmamıştı."
Afrika anakarasındaki tek AB toprağı
Dünya savaşlarının sona ermesi ve sömürgecilik sisteminin çöküşünün ardından birçok Avrupa ülkesi Afrika'daki topraklarından çekilmiş olsa da Ceuta ve Melilla, Afrika anakarasında Avrupa'nın elinde kalan tek toprak parçası olmayı sürdürdü. Coğrafi olarak Afrika'da bulunmalarına rağmen, İspanya'nın bir parçası oldukları için bu topraklar Avrupa Birliği toprakları olarak kabul ediliyor.
Fas'ın 1956'da bağımsızlığını kazanmasının ardından Madrid, Rabat'ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden biri oldu; ancak Ceuta ve Melilla'yı elinde tutmaya devam etti. Fas, bu şehirleri "Sebtah ve Melilah" olarak adlandırarak kendi egemenliği altında olması gerektiğini savundu. Fas dış politikası uzmanı Samir Bennis, bu tartışmaların İspanya ve Fas arasındaki karmaşık ilişkilerin merkezinde yer almaya devam ettiğini vurguladı.


